
Çocuğunuz ders çalışmak istemiyor, ödevlerini erteliyor veya dersin başına oturduğunda kısa sürede dikkati dağılıyorsa, yalnızca “isteksiz” olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir.
Ders çalışma güçlüğünün arkasında motivasyon kaybı, dikkat ve odaklanma güçlüğü, akademik kaygı, başarısızlık korkusu, okulda yaşanan sorunlar, çalışma alışkanlıkları veya farklı etkenler bulunabilir.
Bu nedenle ilk soru “Çocuğumu nasıl ders çalıştırabilirim?” değil, “Çocuğum neden ders çalışmakta zorlanıyor?” olmalıdır.
Ders çalışma, dikkat, motivasyon, okul uyumu ve akademik süreçte yaşanan güçlükler hakkında bilgi almak için Bir Aile Danışmanlık Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.
“Ders çalışmıyor” ifadesi tek bir durumu anlatıyor gibi görünse de, aynı davranış farklı çocuklarda farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Bir çocuk derse başlamayı sürekli erteleyebilirken başka bir çocuk masaya oturduğu halde dikkatini sürdüremeyebilir. Bir başka çocuk ise başarısız olmaktan korktuğu için zorlandığı görevlerden kaçınabilir.
Bu nedenle yalnızca çalışma süresini artırmaya veya çocuğa daha fazla baskı yapmaya çalışmak her zaman sorunu çözmez. Öncelikle ders çalışma davranışını zorlaştıran etkenlerin anlaşılması önemlidir.
Ders çalışmak istememenin arkasında şu durumlar bulunabilir:
Önemli: Ders çalışmama davranışını doğrudan “tembellik” veya “sorumsuzluk” olarak değerlendirmek yerine, çocuğun hangi aşamada ve hangi koşullarda zorlandığını anlamaya çalışmak daha işlevsel bir başlangıçtır.
Ne yapması gerektiğini bildiği halde sürekli erteliyor, masaya oturmayı geciktiriyor veya nereden başlayacağını bilemiyor olabilir.
Dersin başına oturmasına rağmen kısa sürede başka şeylerle ilgileniyor, sık sık kalkıyor veya başladığı çalışmayı tamamlamakta zorlanıyor olabilir.
Daha önce yaptığı çalışmalarla artık ilgilenmiyor, “çalışmak istemiyorum” diyor veya akademik sorumluluklarını sürekli erteliyor olabilir.
Bazı çocuklar yapamayacağını düşündüğü görevleri erteleyebilir. “Nasıl olsa yapamayacağım” düşüncesi çalışmaya başlamayı zorlaştırabilir.
Ders çalışmak istememek ile çalışmak istediği halde dikkatini sürdürememek aynı durum değildir. Çocuğun hangi aşamada zorlandığını ayırt etmek önemlidir.
Çocuk dersin başına oturduğu halde sürekli başka şeylerle ilgileniyor, yönergeleri unutuyor, başladığı işi tamamlamakta zorlanıyor veya çalışma sırasında çok sık bölünüyorsa dikkat süreçlerinin ayrıca değerlendirilmesi düşünülebilir.
Bununla birlikte dikkat dağınıklığı tek başına Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olduğu anlamına gelmez. Benzer davranışlar farklı nedenlerle ortaya çıkabileceği için değerlendirme yalnızca tek bir belirti üzerinden yapılmamalıdır.
Dikkat süreçlerinin değerlendirilmesinde kullanılan uygulamalardan biri hakkında bilgi almak için MOXO Dikkat Testi sayfamızı inceleyebilirsiniz.
“Neden ders çalışmıyorsun?” sorusu bazı çocuklarda savunmaya yol açabilir. Bunun yerine sorunu anlamaya yardımcı olacak daha somut sorular sorabilirsiniz:
Her akşam aynı tartışmanın yaşanması zaman içerisinde ders çalışmayı ebeveyn ile çocuk arasındaki bir mücadeleye dönüştürebilir.
Sürekli “dersine otur” demek yerine çocuğun yaşına uygun sınırlı seçenekler sunulabilir. Örneğin “Ödevine yemekten önce mi, sonra mı başlamak istersin?” gibi seçenekler sorumluluğun giderek çocuğa geçmesine yardımcı olabilir.
“Bugün bütün derslerini bitireceksin” gibi geniş hedefler özellikle başlamayı erteleyen çocuklar için bunaltıcı olabilir. Yapılacak çalışmaları daha küçük ve ulaşılabilir parçalara ayırmak başlangıcı kolaylaştırabilir.
Telefon bildirimleri, televizyon, oyunlar veya çalışma alanındaki yoğun uyaranlar çocuğun dikkatini sürdürmesini zorlaştırabilir. Mümkün olduğunca sade ve düzenli bir çalışma ortamı oluşturulabilir.
Ders çalışma saatinin her gün yeniden tartışılması yerine okuldan geliş, dinlenme, yemek, çalışma, oyun ve uyku zamanlarının genel olarak öngörülebilir olması günlük düzenin oluşmasına yardımcı olabilir.
Programın yalnızca derslerden oluşmaması önemlidir. Çocukların dinlenmeye, fiziksel aktiviteye, sosyal ilişkilere ve aileleriyle zaman geçirmeye de ihtiyacı vardır.
Yalnızca sınav sonucuna odaklanmak yerine çocuğun plan yapması, çalışmaya başlaması, zorlandığında devam edebilmesi ve sorumluluk alması gibi süreç içindeki davranışlarını da fark etmek önemlidir.
Kardeşleri veya arkadaşlarıyla yapılan karşılaştırmalar motivasyonu artırmak yerine yetersizlik hissini güçlendirebilir. Çocuğun ilerlemesini mümkün olduğunca kendi önceki davranışları üzerinden değerlendirmek daha sağlıklıdır.
Ders motivasyonundaki düşüşün tek bir nedeni olmayabilir. Çocuk uzun süredir başarısız olduğunu düşünüyor, derslerin kendisi için çok zor olduğunu hissediyor veya yoğun beklenti altında kalıyorsa çalışmaya yönelik isteği azalabilir.
Özellikle okul döneminin ilerleyen haftalarında ders yükünün artması, sınavların başlaması ve akademik beklentilerin belirginleşmesi bazı çocuk ve ergenlerde zorlanmayı daha görünür hale getirebilir.
Burada amaç çocuğu yalnızca daha fazla çalışmaya zorlamak değil, motivasyon kaybına neyin eşlik ettiğini anlamaktır.
Bir sınavdan düşük not almak veya zaman zaman ders çalışmak istememek tek başına önemli bir sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak daha önceki döneme göre belirgin ve devam eden bir değişiklik varsa, değişikliğe eşlik eden diğer belirtilere de bakılmalıdır.
Özellikle şu durumlar dikkat çekebilir:
Evet. Bazı çocuk ve ergenlerde sınav kaygısı daha fazla çalışmaya değil, tam tersine çalışmayı ertelemeye yol açabilir. Başarısız olma düşüncesi güçlendikçe dersin başına oturmak da zorlaşabilir.
Sınav yaklaşırken yoğun kaygı, kaçınma, uyku düzeninde değişiklik, sürekli başarısızlık düşünceleri veya ders çalışmayı tamamen bırakma gibi durumlar gözleniyorsa çocuğun yaşadığı güçlüğün daha ayrıntılı ele alınması düşünülebilir.
Öncelikle çocuğun ödevin hangi aşamasında zorlandığını belirlemeye çalışın. Konuyu anlamıyor mu? Ödev çok uzun mu geliyor? Başlamakta mı zorlanıyor? Yoksa başladıktan kısa süre sonra dikkati mi dağılıyor?
Ebeveynin sürekli çocuğun yanında oturması veya ödevin önemli bölümünü onun yerine yapması kısa vadede süreci hızlandırabilir. Ancak uzun vadede amaç, çocuğun yaşına uygun sorumluluğu giderek kendisinin üstlenebilmesini desteklemektir.
Ekran kullanımını değerlendirirken yalnızca toplam süreye değil; kullanımın ders, uyku, fiziksel aktivite ve aile yaşamının önüne geçip geçmediğine de bakılmalıdır.
Ders sırasında bildirimleri kapatmak, telefonu çalışma alanından uzaklaştırmak ve aile içinde ekran kullanılmayan zamanlar belirlemek faydalı olabilir. Kuralların açık, yaşa uygun ve mümkün olduğunca tutarlı uygulanması önemlidir.
Çocuğunuzda ders çalışma isteksizliği, dikkat ve odaklanma güçlüğü, akademik kaygı veya okul performansında belirgin değişiklik gözlemliyorsanız çocuk ve ergen danışmanlığı hakkında bilgi alabilirsiniz.
Ders çalışma güçlüğü değerlendirilirken yalnızca çocuğun kaç saat ders çalıştığına bakılmaz. Yaşı, gelişim dönemi, okul yaşamı, çalışma alışkanlıkları, aile içindeki ders düzeni, duygusal zorlanmaları ve ebeveynlerin gözlemleri birlikte ele alınabilir.
Gerektiğinde okuldan veya öğretmenden alınan gözlemler de süreci anlamaya yardımcı olabilir. Dikkat süreçleriyle ilgili ayrıca değerlendirme ihtiyacı olduğunda uygun değerlendirme araçlarından yararlanılması düşünülebilir.
Çocuklarla yürütülen çalışmalar hakkında İstanbul Çocuk Psikoloğu, ergenlik dönemine yönelik çalışmalar hakkında ise İstanbul Ergen Psikoloğu sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.
Her ders çalışma isteksizliği profesyonel destek gerektirmez. Ancak yaşanan güçlük uzun süredir devam ediyor ve çocuğun okul, aile veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa daha kapsamlı değerlendirme düşünülebilir.
Çocuğunuz okula gitmek konusunda da güçlük yaşıyorsa Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Amaç yalnızca çocuğun o gün ders çalışmasını sağlamak değildir. Uzun vadede kendi çalışma düzenini oluşturabilmesini, yaşına uygun sorumluluk alabilmesini ve zorlandığında yardım isteyebilmesini desteklemek daha önemlidir.
Öncelikle ders çalışmayı hangi aşamanın zorlaştırdığını anlamaya çalışın. Başlamak, dikkatini sürdürmek, konuyu anlamak, motivasyon veya başarısızlık kaygısı farklı yaklaşımlar gerektirebilir.
Ders çalışmayı sürekli ceza ile ilişkilendirmek derse yönelik olumsuz tutumu artırabilir. Öncelikle davranışın nedeni anlaşılmalı; yaşına uygun, açık ve tutarlı sınırlar oluşturulmalıdır.
Başlamayı zorlaştıran nedeni araştırın. Görevin çok büyük görünmesi, konunun zor gelmesi, kaygı veya dikkat dağıtıcılar başlangıcı güçleştirebilir. Görevi küçük parçalara bölmek ve başlangıç zamanını önceden belirlemek yardımcı olabilir.
Çalışma süresinin uzun olması her zaman verimli çalışıldığı anlamına gelmez. Çalışma yöntemi, konuyu anlama düzeyi, dikkat, kaygı ve sınav sırasında yaşanan güçlükler gibi farklı etkenler akademik performansı etkileyebilir.
Hayır. Ders çalışmama veya odaklanmakta zorlanma tek başına DEHB olduğu anlamına gelmez. Belirtilerin süresi, farklı ortamlarda görülüp görülmediği ve günlük yaşama etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Öngörülebilir bir rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara ayırmak, dikkat dağıtıcıları azaltmak ve çocuğun gösterdiği çabayı fark etmek yardımcı olabilir. Program çocuğun yaşına ve bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.
Her çocuk için tamamen yasaklama gerekli değildir. Ekran kullanımının ders, uyku, hareket ve aile yaşamını aksatmamasına yönelik açık ve tutarlı aile kuralları oluşturmak daha işlevsel olabilir.
Ders çalışma isteksizliği, motivasyon kaybı, dikkat ve odaklanma güçlüğü, okul kaygısı veya akademik performanstaki değişikliklerle ilgili çocuk ve ergen danışmanlığı hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için Bir Aile Danışmanlık Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.