Yıllarca verdiğim matematik derslerinde öğrencilerimden en sık duyduğum sorulardan biri “Bu ne işimize yarayacak hocam?” oldu.
Bu soruya matematiğin günlük hayattaki yerini anlatan birçok cevap verebiliriz. Ancak yıllar içerisinde şunu gözlemledim: Bir öğrenci matematiği yapamayacağına inanmaya başladığında, matematiğin neden önemli olduğunu anlatmak her zaman yeterli olmuyor.
Çünkü sorun bazen matematiğin gereksiz olduğunu düşünmekten çok, “Ben matematik yapamıyorum” düşüncesinin yerleşmesiyle başlıyor.
Matematiği sevmeyen her öğrencinin aynı nedenle zorlandığını söylemek mümkün değildir. Bazı öğrenciler konuları anlamakta zorlanırken bazıları geçmişte yaşadığı başarısızlıklar nedeniyle matematikten uzaklaşabilir.
Matematiğe karşı isteksizlik oluşmasında;
gibi birçok etken rol oynayabilir.
Bir öğrenci birkaç konuyu anlamadığında başlangıçta yalnızca belirli soruları yapamaz. Fakat eksikler arttıkça yeni konuları anlamak da zorlaşabilir.
Öğrenci çalışmasına rağmen soruları çözemediğinde zaman içerisinde sorunu belirli bir konuya değil, kendi yeteneğine bağlamaya başlayabilir:
Öğrencinin matematiğe karşı isteksizliğini anlamaya çalışırken yalnızca çalışma süresine değil, hangi noktadan itibaren zorlanmaya başladığına bakmak bu nedenle önemlidir.
Matematik öğretmenliği yaptığım yıllarda öğrencilerin yaşadığı bu durumu anlatmak için kullandığım bir benzetme vardı. Ben buna “Matematiğin Zincir Özelliği” diyorum.
Matematiği bir zincir gibi düşünelim. Zincirin halkaları birbirine bağlıdır. Matematikte de birçok yeni konu, daha önce öğrenilmiş temel bilgilerin üzerine kurulur.
Zincirin önceki halkalarından biri zayıf olduğunda öğrenci sonraki konuyu öğrenirken daha fazla zorlanabilir.
Örneğin doğal sayılarda çarpma ve bölme işlemlerini yeterince öğrenememiş bir öğrenciye üslü veya köklü ifadelerde çarpma ve bölme öğretmeye çalıştığımızı düşünelim.
Öğrenci yeni konuyu anlamaya çalışırken aynı zamanda önceki konulardaki eksikleriyle de uğraşmak zorunda kalacaktır. Bu durum öğrenmeyi daha yorucu hale getirebilir.
Bu nedenle öğrenci yeni bir matematik konusunda sürekli zorlanıyorsa yalnızca o konuya değil, o konunun dayandığı önceki matematik becerilerine de bakmak yararlı olabilir.
Öğrenci bir konuda zorlandığında çözüm her zaman aynı konuyu daha fazla tekrar etmek olmayabilir. Öncelikle güçlüğün nerede başladığını anlamaya çalışmak gerekir.
Örneğin şu sorular sorulabilir:
Bu ayrımlar öğrencinin yalnızca “matematikte kötü” olduğunu söylemekten çok daha fazla bilgi verir.
Çocuğa sürekli daha fazla soru çözdürmek veya “Biraz çalışsan yaparsın” demek her durumda yeterli olmayabilir. Öncelikle çocuğun matematikle ilgili yaşadığı deneyimi anlamaya çalışmak gerekir.
Ebeveynler;
Öğrenciler genellikle yapabildiklerini hissettikleri alanlarda daha istekli olabilirler. Sürekli başarısızlık yaşanan bir ders ise zaman içerisinde kaygı ve kaçınmayla ilişkilendirilebilir.
Bu nedenle amaç çocuğa sürekli “Matematiği sevmelisin” demek yerine, anlayabildiği ve ilerleyebildiği öğrenme deneyimleri oluşturmak olmalıdır.
Hayır. Matematikte zorlanan veya matematik dersini sevmeyen her çocukta öğrenme güçlüğü bulunduğu söylenemez.
Ancak çocuğun sayı kavramlarını anlamada, temel işlemleri öğrenmede veya matematiksel bilgileri kullanmada uzun süredir devam eden belirgin güçlükleri varsa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığımız Matematik Öğrenme Güçlüğü: Tanı, Belirtiler ve Çözüm Yolları yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bunun tek bir nedeni olmayabilir. Temel bilgi eksiklikleri, sürekli başarısızlık yaşamak, matematik kaygısı, hata yapma korkusu veya “Ben matematik yapamam” düşüncesi çocuğun derse karşı olumsuz tutum geliştirmesine katkıda bulunabilir.
Matematiği sevmemek tek başına çocuğun matematik öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Öğrencinin hangi konularda zorlandığının belirlenmesi ve uygun öğrenme desteğinin sağlanması önemlidir.
Çocuğu zorlamak yerine eksik olduğu temel konuları belirlemek, seviyesine uygun çalışmalar yapmak, ilerlemeyi görünür hale getirmek ve hata yapmasına izin veren bir öğrenme ortamı oluşturmak yardımcı olabilir.
Öğrencinin yeni konularda yaptığı hataların hangi önceki bilgi veya işlem basamağına dayandığı incelenebilir. Sürekli aynı noktada hata yapması önceki öğrenmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Hayır. Matematiği sevmemek tek başına diskalkuli belirtisi değildir. Matematik öğrenme güçlüğünün değerlendirilmesi çok daha kapsamlıdır ve yalnızca çocuğun derse karşı tutumuna göre karar verilmez.
Mustafa Karahan
Eğitim Danışmanı
İçeriğin Kapsamı Hakkında
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış ve yazarın matematik eğitimi alanındaki mesleki deneyimlerinden yararlanılarak oluşturulmuştur. Her öğrencinin öğrenme süreci farklıdır. Yazıda yer alan gözlem ve öneriler, bireysel eğitimsel veya psikolojik değerlendirme yerine geçmez.