Bazı çocuklar matematik dersinde bildikleri soruları bile yapamadıklarını, sınav sırasında zihinlerinin boşaldığını veya matematik kitabını açtıklarında yoğun bir gerginlik yaşadıklarını ifade edebilir.
Bu durum her zaman matematik bilgisinin yetersiz olduğu anlamına gelmez. Matematik kaygısı, başarısızlık korkusu, özgüven sorunları ve geçmişte yaşanan olumsuz öğrenme deneyimleri öğrencinin matematik performansını etkileyebilir.
Bu nedenle matematikte yaşanan güçlükleri değerlendirirken yalnızca öğrencinin kaç soru yaptığına değil, matematikle karşılaştığında ne düşündüğüne, ne hissettiğine ve nasıl davrandığına da bakmak önemlidir.
Matematik kaygısı; matematiksel işlemler, problemler, sınavlar veya matematik performansının değerlendirildiği durumlarla karşılaşıldığında ortaya çıkabilen gerginlik, endişe ve başarısızlık korkusunu ifade eder.
Öğrenci konuyu kısmen biliyor olsa bile yoğun kaygı nedeniyle soruya odaklanmakta, bildiklerini hatırlamakta veya çözüm basamaklarını takip etmekte zorlanabilir.
Matematik kaygısının düzeyi ve öğrencinin üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişebilir.
Matematikle ilişkili kaygı yaşayan bir öğrencide şu davranışlardan bazıları görülebilir:
Önemli: Bu belirtilerden bir veya birkaçının görülmesi tek başına psikolojik bir sorun veya öğrenme güçlüğü bulunduğunu göstermez. Çocuğun yaşadığı güçlüğün süresi, yoğunluğu ve günlük yaşamına etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Matematik kaygısının tek bir nedeni yoktur. Öğrencinin geçmiş öğrenme deneyimleri, çevresinden aldığı mesajlar ve kendisiyle ilgili geliştirdiği düşünceler birlikte etkili olabilir.
Matematik korkusuna katkıda bulunabilecek bazı durumlar şunlardır:
Öğrencinin kendisi hakkında geliştirdiği düşünceler öğrenme davranışını etkileyebilir. Birkaç başarısız deneyimin ardından öğrenci yalnızca belirli bir konuyu yapamadığını düşünmek yerine bunu genelleyebilir.
“Bu konuyu henüz öğrenemedim.”
ile “Ben matematik yapamıyorum.” aynı düşünce değildir.
İkinci ifade zaman içerisinde öğrencinin çalışmaya başlamadan başarısız olacağını düşünmesine ve matematikten daha fazla kaçınmasına katkıda bulunabilir.
Bazı öğrencilerde matematikle ilgili kaygı ve kaçınma birbirini besleyen bir döngü oluşturabilir.
Böyle bir durumda yalnızca “Daha fazla çalış.” demek her zaman yeterli olmayabilir. Öğrencinin hem akademik eksiklerinin hem de matematikle ilgili geliştirdiği düşünce ve duyguların anlaşılması önemlidir.
Hayır. Matematik kaygısı ile matematik öğrenme güçlüğü aynı kavram değildir.
Bir öğrenci matematiksel becerilere sahip olmasına rağmen performans sırasında yoğun kaygı yaşayabilir. Başka bir öğrenci ise sayı kavramlarını veya matematiksel işlemleri öğrenme alanında daha kalıcı güçlükler yaşayabilir. Bazı öğrencilerde ise farklı güçlükler bir arada bulunabilir.
Matematiksel becerilerin öğrenilmesinde yaşanan kalıcı güçlüklerle ilgili daha ayrıntılı bilgi için Matematik Öğrenme Güçlüğü: Tanı, Belirtiler ve Çözüm Yolları yazımızı inceleyebilirsiniz.
Amaç çocuğa sürekli “Korkacak bir şey yok.” demek yerine onun ne yaşadığını anlamaya çalışmak olmalıdır.
Ebeveynler ve öğretmenler:
Sınav kaygısında yalnızca sınav anına değil, sınava hazırlık sürecine de bakmak gerekir. Konu eksikliklerinin son günlere bırakılması öğrencinin kaygısını artırabilir.
Öğrencinin:
sınav sürecinin daha yönetilebilir hale gelmesine yardımcı olabilir.
Ailelerin amacı çoğu zaman çocuğu motive etmektir. Ancak sürekli not sormak, başka çocuklarla karşılaştırmak veya matematik başarısını zekânın göstergesi gibi sunmak bazı çocuklarda baskı oluşturabilir.
Örneğin:
“Bu kadar kolay soruyu nasıl yapamadın?”
yerine “Hangi aşamada zorlandın, birlikte anlamaya çalışalım.” gibi bir yaklaşım daha destekleyici olabilir.
Öğretmenin oluşturduğu sınıf ortamı öğrencinin hata yapmaya karşı tutumunu etkileyebilir. Öğrencinin yanlış cevap verdiğinde küçük düşürülmediği, soru sorabildiği ve anlamadığı noktaları ifade edebildiği bir öğrenme ortamı önemlidir.
Karmaşık konuların daha küçük basamaklara ayrılması, öğrencinin mevcut bilgi düzeyinden başlanması ve gelişimin görünür hale getirilmesi matematik öğrenme sürecini destekleyebilir.
Matematikle ilgili bir miktar stres yaşamak tek başına profesyonel destek gerektiren bir durum değildir. Ancak kaygı uzun süredir devam ediyor ve çocuğun okul yaşamını veya günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.
Özellikle çocuk:
çocuğun yaşadığı güçlüğün akademik, dikkatle ilişkili veya duygusal yönlerinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Her öğrenci için tek bir yöntem yoktur. Kaygının kaynağını anlamak, temel konu eksiklerini gidermek, ulaşılabilir hedeflerle ilerlemek ve başarısızlık korkusunu azaltan bir öğrenme ortamı oluşturmak yardımcı olabilir.
Yoğun kaygı bazı öğrencilerin dikkatini, çalışma davranışını ve sınav sırasındaki performansını etkileyebilir. Ancak matematik başarısının tek belirleyicisi kaygı değildir.
Matematik kaygısı ve matematik öğrenme güçlüğü aynı durum değildir. Aralarındaki ayrımın yalnızca çocuğun notlarına bakılarak yapılması doğru olmaz.
Öncelikle çocuğun ne düşündüğünü ve neyden korktuğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Kaygının temelinde konu eksikliği, başarısızlık korkusu, yoğun beklenti veya farklı nedenler bulunabilir.
Çocuğun yaşadığı güçlüğü küçümsemek yerine hangi konuda zorlandığını birlikte belirlemek daha yararlı olabilir. “Matematik yapamıyorsun” gibi genel bir etiket yerine, öğrenilmesi gereken belirli becerilere odaklanılabilir.
İçeriğin Kapsamı Hakkında
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer alan belirtiler herhangi bir psikolojik durum, öğrenme güçlüğü veya başka bir durum için tanı koymak amacıyla kullanılamaz. Her çocuğun akademik ve duygusal gelişimi farklıdır; gerekli durumlarda kişiye özel değerlendirme yapılmalıdır.
Çocuğunuzun Yaşadığı Güçlüğü Birlikte Değerlendirin
Çocuğunuzun okul yaşamında yoğun kaygı, dikkat sorunları veya öğrenmeyle ilişkili güçlükler yaşadığını düşünüyorsanız değerlendirme süreci hakkında bilgi alabilirsiniz.
Hemen Ara WhatsApp'tan Bilgi AlMerkez: 0212 538 10 40 | Bayrampaşa: 0552 303 77 51 | Bakırköy: 0552 676 34 51