Çocuklarda kaygı, öfke, içe kapanma, okul sorunları ve davranış değişiklikleri zaman zaman gelişim sürecinin doğal bir parçası olabilir. Ancak bazı değişikliklerin uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemesi psikolojik destek ihtiyacının değerlendirilmesini gerektirebilir.
Bu nedenle çocuğun yalnızca ne yaptığına değil; davranışın ne zamandır devam ettiğine, ne kadar yoğun olduğuna, hangi ortamlarda ortaya çıktığına ve okul, aile ve arkadaş ilişkilerini nasıl etkilediğine bakmak önemlidir.

Çocuklar yaşadıkları güçlükleri her zaman yetişkinler gibi sözel olarak anlatamaz. Özellikle küçük yaşlarda kaygı, üzüntü, stres veya uyum güçlükleri davranış değişiklikleri, oyun, bedensel yakınmalar ya da okul yaşamındaki değişimler üzerinden fark edilebilir.
Ancak belirli bir davranışın görülmesi tek başına psikolojik bir sorun veya tanı anlamına gelmez. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, mizacı, aile ve okul ortamı ile yakın zamanda yaşadığı değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.
Yaşa ve gelişim dönemine göre bazı korkular normaldir. Ancak kaygının çocuğun günlük yaşamını sınırlandırmaya başlaması önemlidir.
Öfkelenmek çocukluk gelişiminin doğal bir parçasıdır. Değerlendirmede öfkenin sıklığı, yoğunluğu ve günlük yaşama etkileri önem taşır.
Çocuğun mizacı gereği sakin veya az konuşan biri olması ile davranışlarında sonradan ortaya çıkan belirgin değişiklik birbirinden ayrılmalıdır.
Uyku ve iştahtaki değişikliklerin çok farklı nedenleri olabilir. Uzun süren veya belirgin değişimler daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Akademik performanstaki değişikliklerin altında öğrenme, dikkat, duygusal veya sosyal birçok etken bulunabilir.
Stres ve kaygı çocuklarda bedensel belirtilerle birlikte görülebilir. Bununla birlikte fiziksel yakınmalar doğrudan psikolojik kabul edilmemelidir.
Hayır. Bir çocuğun birkaç gün üzgün olması, zaman zaman öfkelenmesi, sınav öncesinde kaygılanması veya belirli dönemlerde ebeveynine daha fazla ihtiyaç duyması tek başına psikolojik bir bozukluk göstergesi değildir.
Değerlendirmede özellikle dört özellik önemlidir: süre, şiddet, gelişim dönemine uygunluk ve işlevsellik.
Örneğin bir davranış haftalar boyunca devam ediyor, giderek artıyor ve çocuğun okula gitmesini, arkadaşlık kurmasını, aile ilişkilerini veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Aynı davranış farklı çocuklarda farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu nedenle yalnızca belirtiye bakarak neden hakkında kesin bir sonuca ulaşmak doğru değildir.
Aile içindeki değişiklikler, okul sorunları, akran ilişkileri, zorbalık, taşınma, boşanma, kayıp, kardeş doğumu, akademik baskı, gelişimsel özellikler, uyku sorunları ve fiziksel sağlıkla ilişkili durumlar çocuğun davranışlarını etkileyebilir.
Hayır. Okula gitmek istememenin akademik güçlüklerden akran ilişkilerine, zorbalıktan ayrılma kaygısına kadar farklı nedenleri olabilir.
Bu nedenle yalnızca “okula gitmek istemiyor” davranışına değil, davranışın ne zaman başladığına, hangi günlerde arttığına, okul ortamında neler yaşandığına ve eşlik eden başka belirtiler bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.
Çocukların zaman zaman dikkatlerinin dağılması olağandır. Bununla birlikte dikkat güçlüğü sürekli hale geliyor ve akademik performansı veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa daha kapsamlı değerlendirme düşünülebilir.
Dikkat güçlüğünün tek bir nedeni yoktur. Uyku, kaygı, stres, öğrenme güçlükleri, çevresel etkenler ve nörogelişimsel özellikler dahil farklı olasılıkların birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için DEHB Belirtileri Nelerdir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Özellikle belirtiler haftalar boyunca devam ediyorsa, giderek şiddetleniyorsa veya çocuğun günlük işlevselliğinde belirgin değişiklik oluşturuyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Çocukların değerlendirilmesi yalnızca çocukla yapılan tek bir görüşmeden ibaret değildir. Yaşa ve başvuru nedenine göre ebeveyn görüşmesi, gelişim öyküsü, çocuğun gözlemlenmesi ve gerektiğinde okuldan alınan bilgiler değerlendirmeye dahil edilebilir.
Uygun durumlarda standartlaştırılmış ölçek veya testlerden de yararlanılabilir. Ancak hiçbir ölçek veya test tek başına bütün çocuklar için tanı koyan bir araç olarak değerlendirilmemelidir. Bulgular çocuğun gelişimsel ve çevresel özellikleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğun davranışlarında belirgin ve kalıcı değişiklikler gözlemliyorsanız İstanbul Çocuk Psikoloğu sayfamızdan çocuklara yönelik psikolojik danışmanlık ve değerlendirme süreci hakkında bilgi alabilirsiniz.
Çocuklarla yürütülen süreçlerde ebeveynlerden alınan bilgiler önemlidir. Özellikle küçük çocuklarda aile ortamı ve ebeveyn tutumları değerlendirme ve destek sürecinin önemli parçalarıdır.
Ebeveynlerin çocuğun duygularını küçümsemeden dinlemesi, davranışlardaki değişiklikleri gözlemlemesi ve gerektiğinde öğretmenlerle iletişim kurması yararlı olabilir.
“Abartıyorsun”, “Bunda korkacak ne var?” veya “Bir şeyin yok” gibi ifadeler yerine çocuğun ne yaşadığını anlamaya yönelik açık ve sakin sorular tercih edilebilir.
Görüşmenin bir ceza veya çocuğun “sorunlu” olduğunun göstergesi gibi sunulmaması önemlidir. Çocuğun yaşına uygun, kısa ve anlaşılır bir açıklama yapılabilir.
Örneğin, “Son zamanlarda bazı şeylerin seni zorladığını fark ettik. Bunları anlamamıza yardımcı olacak biriyle görüşeceğiz.” şeklindeki bir açıklama kullanılabilir.
Tek bir davranıştan hareketle karar verilmez. Belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği, şiddeti ve çocuğun okul, aile, arkadaşlık ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği birlikte değerlendirilir.
Bazı çocuklar mizacı gereği daha sakin olabilir. Ancak daha önce sosyal olan bir çocuğun belirgin biçimde içine kapanması, arkadaşlarından uzaklaşması veya sevdiği etkinliklere ilgisini kaybetmesi dikkatle değerlendirilmelidir.
Hayır. Öfke normal bir duygudur. Önemli olan öfkenin yaşa göre yoğunluğu, sıklığı, ne kadar sürdüğü ve çocuğun yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Başvuru nedenine göre bazı ölçek ve testlerden yararlanılabilir. Ancak değerlendirme yalnızca test sonucundan oluşmaz; gelişim öyküsü, görüşmeler, gözlemler ve gerektiğinde farklı kaynaklardan alınan bilgiler birlikte ele alınır.
Bunun için bütün çocuklara uygulanabilecek tek bir süre yoktur. Belirtinin şiddeti ve çocuğun günlük yaşamına etkisi önemlidir. Güvenlikle ilgili bir risk varsa beklenmemelidir.
Çocuklarda görülen kaygı, öfke, içe kapanma, okul performansındaki değişiklikler, uyku sorunları veya bedensel yakınmalar tek başına psikolojik bir bozukluk olduğunu göstermez.
Daha anlamlı olan; değişikliğin çocuğun önceki davranışlarından ne kadar farklı olduğu, ne kadar sürdüğü, ne kadar yoğun yaşandığı ve günlük yaşamını nasıl etkilediğidir.
Ebeveynlerin görevi belirtilerden tanı çıkarmak değil, çocuğun davranışlarındaki önemli ve kalıcı değişiklikleri fark etmek ve gerektiğinde uygun profesyonel değerlendirmeye başvurmaktır.
Çocuk psikolojik danışmanlığı, değerlendirme süreci ve randevu seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.