
Bir evliliğin sona ermesi yalnızca eşler arasındaki ilişkinin değişmesi anlamına gelmez. Ortak arkadaşlar, aile ilişkileri, günlük alışkanlıklar ve kişinin sosyal çevresi de bu süreçten etkilenebilir.
Boşanma veya ayrılık sonrasında bazı kişiler daha fazla sosyal desteğe ihtiyaç duyarken bazıları bir süre yalnız kalmayı tercih edebilir. Yeni düzene uyum sağlama biçimi ve süresi kişiden kişiye değişebilir.
Boşanmanın aile ve ilişki boyutuyla ilgili çalışma alanlarımız hakkında bilgi için Boşanma Sürecinde Aile Danışmanlığı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Ayrılık sonrası yaşanan değişimler, ilişkiler ve yeni yaşam düzeni hakkında danışmanlık sürecini değerlendirebilirsiniz.
Evlilik süresince çiftin sosyal çevresinin bir bölümü ortak hale gelebilir. Arkadaşlıklar, aile ziyaretleri, tatiller ve hafta sonu planları zaman içerisinde çift olarak oluşturulan bir düzenin parçasına dönüşebilir.
Evliliğin sona ermesiyle birlikte bu düzen de değişebilir. Kişi yalnızca eşinden ayrılmakla değil, yıllardır alıştığı bazı sosyal ilişkilerin ve rutinlerin değişmesiyle de karşı karşıya kalabilir.
Bu nedenle boşanma sonrası sosyal hayata uyum sağlamak yalnızca “yeniden dışarı çıkmak” olarak değerlendirilmemelidir. Kişinin değişen yaşamındaki ilişkilerini ve sosyal sınırlarını yeniden düzenlediği bir dönem olabilir.
Boşanma sonrasında en sık karşılaşılan konulardan biri ortak arkadaşlarla ilişkinin nasıl devam edeceğidir.
Bazı arkadaşlıklar aynı şekilde devam ederken bazı ilişkiler seyrekleşebilir. Ortak arkadaşlar da çiftin ayrılığı karşısında nasıl davranacaklarını bilemeyebilir.
Bu süreçte arkadaşların mutlaka bir taraf seçmesini beklemek veya kendinizi sürekli ayrılığın ayrıntılarını açıklamak zorunda hissetmek sosyal ilişkileri daha da zorlaştırabilir.
Uzun süre bir partnerle yaşayan kişinin günlük hayatındaki paylaşım biçimi ayrılıktan sonra önemli ölçüde değişebilir.
Eve yalnız dönmek, hafta sonlarını farklı geçirmek veya daha önce birlikte yapılan etkinliklere tek başına katılmak başlangıçta alışılmadık gelebilir.
Yalnızlık hissinin ortaya çıkması kişinin mutlaka yanlış bir karar verdiğini veya yeni yaşamına uyum sağlayamayacağını göstermez. Değişen düzene alışmak zaman alabilir.
Önemli: Boşanma sonrasında herkes aynı hızda “hayatına devam etmek” zorunda değildir. Bazı kişiler sosyal çevreye daha hızlı dönerken bazıları daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir.
Özellikle uzun süreli evliliklerde kişi yalnızca eşiyle değil, eşinin ailesiyle de yakın ilişkiler geliştirmiş olabilir.
Ayrılık sonrasında bu ilişkilerin nasıl devam edeceği konusunda belirsizlik yaşanabilir. Çocukların bulunduğu evliliklerde ise iki aile arasındaki iletişim farklı biçimlerde devam etmek durumunda kalabilir.
Bu dönemde sınırların açık olması ve özellikle çocuklarla ilgili konularda yetişkinler arasındaki çatışmanın çocuk üzerinden yürütülmemesi önemlidir.
Boşanma sonrasında aile üyeleri, arkadaşlar veya tanıdıklar ayrılığın nedenlerini merak edebilir. İyi niyetle sorulan sorular bile bazı kişiler için yorucu olabilir.
Kişinin ayrılığın bütün ayrıntılarını çevresine anlatmak gibi bir zorunluluğu yoktur. Ne kadar bilgi paylaşılacağına ve kimlerle konuşulacağına kişinin kendisi karar verebilir.
Evlilik sırasında iş, çocuklar ve aile sorumlulukları nedeniyle bazı arkadaşlıklar geri planda kalmış olabilir.
Boşanma sonrası dönem geçmişte iyi hissettiren bazı sosyal ilişkileri yeniden değerlendirmek için bir fırsat oluşturabilir. Ancak amaç takvimi sürekli doldurmak değil, kişiye iyi gelen ve güvenli hissettiren ilişkilerle yeniden temas kurabilmektir.
Sosyal çevre, aile ilişkileri, günlük yaşam ve kişinin geleceğe ilişkin beklentileri de bu süreçte değişebilir.
Sosyal hayata yeniden katılmak için herkes açısından geçerli tek bir yöntem yoktur. Kişinin yaşam biçimi, sosyal çevresi ve ayrılık sürecinde yaşadıkları hangi adımların uygun olacağını etkileyebilir.
Bununla birlikte aşağıdaki seçenekler değerlendirilebilir:
Hayır. Boşanma sonrasında hemen yeni arkadaşlar edinmek veya yoğun bir sosyal yaşama başlamak zorunlu değildir.
Bazı kişiler mevcut arkadaşlıklarını sürdürmekten fayda görürken bazıları yeni ortamlara girmeyi tercih edebilir. Burada önemli olan kişinin kendisini başkalarının beklentilerine göre değil, kendi ihtiyaçlarını dikkate alarak yönlendirebilmesidir.
Sosyal medya ayrılık sonrasında hem destekleyici hem de zorlayıcı olabilir. Eski eşin paylaşımlarını sürekli takip etmek, ortak arkadaşların gönderilerinden ilişki hakkında çıkarımlar yapmak veya ayrılıkla ilgili yoğun biçimde paylaşım yapmak bazı kişilerde süreci daha yorucu hale getirebilir.
Bu nedenle sosyal medya kullanımında kişinin kendisini nasıl hissettiğini gözlemlemesi ve gerektiğinde bazı sınırlar oluşturması yararlı olabilir.
Çocuklu ailelerde boşanma sonrası sosyal yaşamın yeniden düzenlenmesi farklı sorumluluklar içerebilir. Çocuğun hangi günlerde hangi ebeveynle kalacağı, okul programı ve ebeveynlerin çalışma saatleri kişinin sosyal planlarını da etkileyebilir.
Bunun yanında ebeveynlerin ayrılık sonrası yaşadığı çatışmaların çocuk üzerinden yürütülmemesi ve çocuğun yetişkinler arasındaki sorunlarda aracı konumuna getirilmemesi önemlidir.
Boşanma sürecinin aile sistemi içerisindeki etkilerini ele aldığımız Boşanma Sürecinde Aile Danışmanlığı sayfamızı da inceleyebilirsiniz.
Boşanma sonrasında yeni bir ilişkiye başlamak için herkes açısından geçerli belirli bir süre bulunmaz.
Yeni bir ilişkiye hazır olup olmadığını değerlendirirken kişinin yalnız kalmaktan kaçmak için mi ilişki aradığı, önceki ilişkinin etkilerinin ne ölçüde devam ettiği ve yeni bir kişiye duygusal olarak yer açıp açamadığı üzerinde düşünmesi yararlı olabilir.
Yeni ilişkiyi geçmiş ilişkinin acısını hızla ortadan kaldıracak bir çözüm olarak görmek yerine, kişinin kendi hazır oluşunu dikkate alması daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Uzun süreli ilişkilerde kişinin günlük yaşamının önemli bir bölümü “eş” veya “aile” kimliği etrafında şekillenmiş olabilir.
Ayrılık sonrasında kişi kendi ilgi alanlarını, hedeflerini, sosyal ilişkilerini ve yaşamdan beklentilerini yeniden değerlendirebilir. Bu süreç her zaman kolay veya doğrusal ilerlemek zorunda değildir.
Bazı dönemlerde daha iyi hissedilirken bazı dönemlerde ayrılıkla ilgili duygular yeniden yoğunlaşabilir.
Boşanmanın ardından üzüntü, öfke, belirsizlik veya yalnızlık gibi duygular yaşanabilir. Bu duyguların varlığı tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Ancak yaşanan güçlükler günlük yaşamı, işi, sosyal ilişkileri veya ebeveynlik sorumluluklarını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek değerlendirmek yararlı olabilir.
Özellikle çocukların bulunduğu ayrılıklarda eski eşler arasındaki iletişim, ebeveynlik düzeni ve aile içindeki yeni sınırlar da danışmanlık sürecinde ele alınabilir.
Bir evliliğin sona ermesinden sonraki dönem yalnızca “eski hayatı geride bırakmak” şeklinde değerlendirilmemelidir. Kişinin sosyal çevresini, günlük düzenini ve geleceğe ilişkin beklentilerini yeniden yapılandırdığı bir geçiş dönemi olabilir.
Bu süreçte amaç mümkün olduğunca hızlı biçimde eski haline dönmek değil; değişen yaşam koşullarına kişinin kendi hızında uyum sağlayabilmesidir.
Bir Aile Psikoloji'de boşanma ve ayrılık sürecinde yaşanan ilişki ve aile sorunlarına yönelik görüşmeler Bakırköy–İncirli ve Bayrampaşa merkezlerimizde gerçekleştirilmektedir.
Boşanma kararı, eşler arasındaki iletişim, çocuklarla ilgili süreçler ve ayrılık sonrasında aile ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi konularındaki çalışma alanlarımız için Boşanma Sürecinde Aile Danışmanlığı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bakırköy–İncirli ve Bayrampaşa merkezlerimizde yüz yüze, uygun durumlarda online görüşme seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.