Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi kırılmış, yorulmuş ya da eskisi kadar güçlü değilmişiz gibi hissedebiliriz. Yaşadığımız zorluklar bizi etkileyebilir; ancak bir insanın zorlanması, onun değerini kaybettiği anlamına gelmez.
Kırık Sandalye, insanın yaşadığı güçlükleri, kendisine bakışını ve yeniden güçlenme sürecini bir sandalye metaforu üzerinden anlatan kısa bir hikâyedir.

Bir zamanlar küçük bir kasabada, eski eşyalarla dolu bir antikacı dükkânı vardı. Dükkânın sahibi İhsan Bey, uzun yıllardır kasabada yaşayan ve çevresindekilerin saygı duyduğu biriydi.
Dükkânda birbirinden farklı pek çok eşya bulunuyordu. Fakat köşelerden birinde duran eski bir sandalye diğerlerinden ayrılıyordu.
Sandalyenin ahşap ayaklarından biri çatlamıştı. Üzerine oturulduğunda sallanıyor ve ilk bakışta artık kullanılamayacakmış gibi görünüyordu.
Dükkâna gelenlerin çoğu ona kısa bir süre bakıyor, sonra daha gösterişli ve sağlam eşyalara yöneliyordu.
Bir gün kasabaya yeni taşınmış genç bir psikolog olan Elif, İhsan Bey'in dükkânına girdi.
İhsan Bey onu güler yüzle karşıladı ve dükkândaki eşyaları göstermeye başladı. Elif rafları, eski saatleri, masaları ve dolapları incelerken gözleri köşedeki sandalyeye takıldı.
Bir süre sandalyeye baktıktan sonra sordu:
İhsan Bey hafifçe gülümsedi.
Elif meraklandı:
İhsan Bey sandalyenin yanına yaklaştı.
Sonra sandalyenin ahşabına dokunarak devam etti:
Elif bu söz üzerine sandalyeye yeniden baktı. Birkaç dakika önce yalnızca kırılmış bir eşya olarak gördüğü sandalye artık ona farklı görünüyordu.
İnsanların yaşamlarını düşündü.
İnsanlar da hayatlarının bazı dönemlerinde kayıplar yaşayabilir, ilişkilerinde zorlanabilir, hayal kırıklığına uğrayabilir, kendilerine olan güvenlerini kaybedebilir veya uzun süre taşıdıkları bazı duygularla mücadele edebilirler.
Fakat yaşanan güçlükler insanın bütün kimliğini tanımlamak zorunda değildir.
Elif sandalyeyi incelerken önemli bir farkı düşündü.
Bir sandalye gerçekten tamir edilebilir. İnsan ise tamir edilmesi gereken bir nesne değildir.
İnsanların duyguları, ilişkileri ve yaşam öyküleri çok daha karmaşıktır. Bu nedenle psikolojik destek sürecini bir insanın “bozuk taraflarını düzeltmek” şeklinde görmek doğru olmaz.
Bazen ihtiyaç duyulan şey; yaşananları anlamlandırmak, kişinin kendi duygu ve ihtiyaçlarını fark etmesi, farklı baş etme yolları geliştirmesi ve yaşamında değiştirmek istediği alanları görebilmesidir.
Elif dükkândan ayrılmak üzereyken İhsan Bey sandalyeye bir kez daha baktı ve şöyle söyledi:
Elif dükkândan çıktığında bu cümleyi düşünmeye devam etti.
Mesleğinde karşısına çıkacak insanların yalnızca yaşadıkları sorunlardan ibaret olmadığını; her insanın geçmişi, güçlü yanları, ilişkileri, seçimleri ve değişme kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşündü.
Belki de kırık sandalye ona bunu hatırlatmıştı: İnsanın yaşadığı zor zamanlar, onun değerinin ölçüsü değildir.
Hikâyedeki sandalye, insanın kendisini bazı dönemlerde nasıl algılayabildiğine ilişkin bir metafor olarak düşünülebilir.
Bir kayıp, ayrılık, başarısızlık, aile içindeki güçlükler veya uzun süren stres sonrasında kişi kendisini eskisinden daha güçsüz hissedebilir. Bazen yaşanan bir olay, kişinin kendisi hakkındaki düşüncelerini de etkileyebilir.
Burada önemli olan, yaşanan güçlük ile kişinin kendisine verdiği değeri birbirinden ayırabilmektir.
İnsanların zorlayıcı yaşam olaylarına verdikleri tepkiler birbirinden farklıdır. Aynı olay bir kişiyi kısa süre etkilerken, başka bir kişinin yaşamında daha uzun süreli duygusal etkiler oluşturabilir.
Yaşanan olayın niteliğinin yanında kişinin geçmiş deneyimleri, sosyal destek kaynakları, ilişkileri, baş etme biçimleri ve içinde bulunduğu yaşam koşulları da sürecin nasıl yaşandığını etkileyebilir.
Bu nedenle bir kişinin yaşadığı güçlüğü yalnızca olayın kendisine bakarak değerlendirmek yerine, kişinin yaşamının bütünü içinde anlamaya çalışmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Geçmişi kabul etmek, yaşananları onaylamak veya unutmak anlamına gelmez. Daha çok, yaşanmış bir olayın gerçekleşmiş olduğunu kabul ederek onun bugün üzerimizdeki etkisini fark edebilmek anlamına gelir.
İnsan bazı yaşantıları değiştiremez; ancak bu yaşantılara yüklediği anlamları, bugün verdiği tepkileri ve bundan sonra nasıl hareket edeceğini zaman içinde yeniden değerlendirebilir.
Hayır. Psikolojik açıdan güçlenmeyi mutlaka “eski haline dönmek” şeklinde düşünmek gerekmez.
Bazı deneyimlerden sonra kişi eskisiyle tamamen aynı olmayabilir. Bunun yerine kendisini daha iyi tanıyabilir, sınırlarını fark edebilir, ilişkilerine farklı yaklaşabilir veya daha önce kullanmadığı baş etme yolları geliştirebilir.
Bu nedenle değişim bazen geçmişteki bir noktaya geri dönmekten çok, yaşananları kişinin yaşam öyküsünün bir parçası haline getirerek yoluna devam edebilmesidir.
İnsanlar yalnızca ciddi bir sorun yaşadıklarında psikolojik destek aramazlar. Bazen ilişkilerde yaşanan güçlükleri anlamak, yoğun duygularla baş etmek, tekrar eden davranış örüntülerini fark etmek veya önemli bir yaşam değişikliğine uyum sağlamak için de profesyonel destek düşünülebilir.
Psikolojik destek kişinin yerine karar vermek veya onu “tamir etmek” değildir. Süreç; kişinin yaşadıklarını anlamlandırmasına, kendi kaynaklarını fark etmesine ve değiştirmek istediği alanları değerlendirmesine yardımcı olmayı amaçlayabilir.
Bireysel süreçler hakkında daha ayrıntılı bilgi için İstanbul Psikolog sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Her insan yaşamının belirli dönemlerinde zorlanabilir. Kimi zaman yaşananlar kişinin kendisini kırılmış, yorgun veya yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Ancak insanın değeri yalnızca iyi hissettiği, başarılı olduğu veya güçlü göründüğü dönemlerle belirlenmez.
Yaşanan güçlükleri anlamlandırmak, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi ve gerektiğinde destek istemesi zayıflığın göstergesi olmak zorunda değildir.
Kırık sandalye hikâyesinin bize hatırlattığı şey belki de sandalyenin yeniden “kusursuz” hale gelmesi değil; ilk bakışta yalnızca kırığı gördüğümüzde, bütünü gözden kaçırabileceğimizdir.
Hayır. Stres, kayıp, ilişki sorunları veya yaşam değişiklikleri karşısında zorlanmak insan deneyiminin bir parçasıdır. Önemli olan kişinin yaşadığı güçlüğün günlük yaşamını nasıl etkilediğini fark edebilmesidir.
Bunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Bazı yaşantıların etkisi zaman içinde azalabilir; bazıları ise kişinin yaşam öyküsünde önemli bir yer tutmaya devam edebilir. Amaç her zaman unutmak değil, yaşananların bugünkü yaşam üzerindeki etkisini daha iyi anlayabilmektir.
Hayır. İnsanlar yaşamlarında tekrar eden bazı örüntüleri anlamak, ilişkilerini değerlendirmek, duygularını daha iyi tanımak veya zorlayıcı bir dönemle baş etmek amacıyla da destek arayabilirler.
Süreç kişinin yerine karar veren veya kişiyi belirli bir kalıba sokan bir çalışma değildir. Değişimin yönü ve hedefleri kişinin ihtiyaçlarına, yaşadığı güçlüğe ve sürece bağlı olarak farklılık gösterebilir.
Kırık Sandalye hikâyesi basit bir metafor üzerinden önemli bir noktayı hatırlatır: İnsanların zor zamanlar yaşaması onların değerini azaltmaz.
Yaşam boyunca bazı deneyimler iz bırakabilir. Bu izleri yok saymak yerine anlamlandırabilmek, kişinin kendisine daha geniş bir perspektiften bakabilmesine yardımcı olabilir.
Çünkü insan yalnızca yaşadığı güçlüklerden değil; aynı zamanda geçmişinden, ilişkilerinden, güçlü yanlarından, seçimlerinden ve bundan sonra atacağı adımlardan oluşur.
Bireysel psikolojik danışmanlık ve görüşme süreci hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.