
Evlilik yalnızca iki kişinin değil, iki farklı aile düzeninin, alışkanlıkların ve ilişki biçimlerinin de karşılaşmasıdır. Aileler çift için önemli bir destek kaynağı olabilir. Ancak anne-babaların çiftin kararlarına, özel yaşamına veya yaşadığı sorunlara fazla dahil olması zamanla eşler arasında çatışmaya neden olabilir.
“Eşim ailesine sınır koyamıyor”, “Her kararımızı ailesine danışıyor” veya “Aramızda yaşananları ailesine anlatıyor” gibi yakınmaların temelinde çoğu zaman eşin ailesini sevmesi değil, evlilik ile kök aile arasındaki sınırların yeterince belirginleşmemesi bulunur.
Ailelerin müdahalesi eşinizle aranızda sürekli tartışmaya dönüşüyorsa, çift ve aile danışmanlığı hakkında bilgi alabilirsiniz.
Evlilikte anne-babadan fikir almak veya ailelerle yakın ilişki kurmak tek başına bir problem değildir. Sorun, ailelerin görüşlerinin çiftin kendi karar mekanizmasının önüne geçmeye başlamasıyla ortaya çıkabilir.
Örneğin;
evlilikte sınırlarla ilgili bir problem yaşandığını düşündürebilir. Burada amaç ailelerle ilişkiyi kesmek değil, çiftin kendi ilişkisinin sınırlarını oluşturabilmesidir.
Eşin ailesine sınır koymakta zorlanması her zaman “beni önemsemiyor” anlamına gelmez. Bazı kişiler yetiştikleri ailede anne-babaya karşı çıkmayı saygısızlık olarak öğrenmiş olabilir. Bazıları ise ailesini üzmekten, tepki görmekten veya suçlanmaktan kaçınmak için sınır koymakta zorlanabilir.
Özellikle aile ilişkilerinin çok yakın olduğu yapılarda kişi evlendikten sonra da anne-babasının beklentilerini yerine getirmek konusunda güçlü bir sorumluluk hissedebilir.
Bu nedenle sınır koymak kişi açısından yalnızca “hayır” demek değildir. Bazen suçluluk duygusuyla, reddedilme endişesiyle veya “iyi bir evlat olamıyorum” düşüncesiyle de baş etmeyi gerektirir.
Ailesinin evliliğe fazla müdahale ettiğini düşünen eş zamanla öfkelenebilir ve karşısındaki kişiden net bir seçim yapmasını bekleyebilir: “Ya ben ya ailen.”
Ancak bu yaklaşım çoğu zaman temel problemi çözmez. Çünkü amaç kişinin ailesinden uzaklaşması değil, evlilik ilişkisinin sınırlarının birlikte belirlenmesidir.
Daha işlevsel soru şudur: “Ailelerimizle ilişkimizi sürdürürken evliliğimize ait alanı nasıl birlikte koruyabiliriz?”
Sağlıklı sınır, ailelerden uzaklaşmak veya görüşmeyi azaltmak anlamına gelmez. Asıl önemli olan eşlerin kendi ilişkilerine ait alanı birlikte belirleyebilmesidir.
Çiftlerin özellikle şu konuları konuşması yararlı olabilir:
Anne-babaların görüşleri elbette alınabilir. Ancak fikir almak ile karar yetkisini aileye bırakmak aynı şey değildir.
Fikir almak başka, evliliğe ait karar yetkisini devretmek başkadır.
Eşler arasında yaşanan her tartışmanın ailelere anlatılması zamanla başka sorunlara yol açabilir. Çift tartıştıktan sonra barışabilir ancak aile üyeleri duydukları olayları aynı hızla geride bırakamayabilir.
Özellikle tartışmalar sürekli tek taraflı anlatılıyorsa aile üyeleri zaman içerisinde diğer eş hakkında olumsuz bir bakış geliştirebilir. Bu nedenle çiftlerin hangi konuların özel kalacağı konusunda ortak bir sınır belirlemesi önemlidir.
Burada amaç kişinin ailesinden veya yakın çevresinden destek almasını engellemek değildir. Önemli olan eşler arasındaki mahremiyet ile sosyal destek arasındaki dengeyi koruyabilmektir.
“Eşim ailesine karşı beni savunmuyor” cümlesinin altında çoğu zaman yalnızca aile müdahalesinden duyulan rahatsızlık bulunmaz. Kişi aynı zamanda eşinin yanında olduğunu hissetmediğini düşünüyor olabilir.
Örneğin aile üyelerinden biri eşlerden birini eleştirdiğinde diğer eş sürekli sessiz kalıyorsa, eleştirilen kişi ilişkide yalnız bırakıldığını hissedebilir.
Eşten beklenen mutlaka ailesiyle tartışması değildir. Bazen sakin fakat net ifadeler yeterli olabilir:
Çoğu durumda kişinin kendi ailesiyle ilgili sınırı öncelikle kendisinin ifade etmesi iletişimi kolaylaştırabilir.
Örneğin sorun eşlerden birinin ailesiyle yaşanıyorsa, sınırın öncelikle o eş tarafından ifade edilmesi problemin gelin-kaynana, damat-kayınvalide veya iki aile arasındaki bir çatışmaya dönüşmesini azaltabilir.
Ailelerle ilgili aynı tartışmalar tekrar ediyorsa, sorun yalnızca “kimin haklı olduğu” üzerinden değil çiftin ilişki döngüsü üzerinden değerlendirilebilir. Çift danışmanlığı hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Aynı tartışmanın tekrar tekrar yaşanması zamanla konuyu yalnızca “aileler” meselesi olmaktan çıkarabilir. Eşler arasında güven, bağlılık ve öncelik verilme duygusu da etkilenebilir.
Örneğin aşağıdaki gibi bir döngü oluşabilir:
Aile müdahale ediyor → eşlerden biri rahatsız oluyor → diğer eş ailesini savunuyor → ilk eş kendisini yalnız veya ikinci planda hissediyor → tartışma büyüyor → aile daha fazla sürece dahil oluyor.
Bu döngü tekrarlandıkça eşler birbirlerinin ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak yerine kendi pozisyonlarını savunmaya başlayabilir.
Benzer şekilde ilişkinizde iletişim sorunları giderek artıyorsa İstanbul çift danışmanlığı sayfamızdan çiftlerle yürütülen çalışmalar hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Konuşmaya “Sen zaten ailene bağımlısın”, “Annen ne derse onu yapıyorsun” veya “Senin için ailen benden önemli” gibi genelleyici ifadelerle başlamak karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olabilir.
Bunun yerine belirli bir olay ve o olayın sizde oluşturduğu etki üzerinden konuşmak daha yapıcı olabilir.
Amaç aileyi suçlamak değil, eşinize ilişkide neye ihtiyaç duyduğunuzu anlatabilmektir.
Aile sınırlarıyla birlikte daha geniş ilişki sorunları yaşanıyorsa aile danışmanlığı kapsamında iletişim, sınırlar ve tekrar eden çatışma biçimleri birlikte değerlendirilebilir.
Çocuk sahibi olmak bazı ailelerde sınır sorunlarını daha görünür hale getirebilir. Bebeğin nasıl besleneceği, uyku düzeni, bakım, disiplin yaklaşımı veya eğitim konusunda büyükanne ve büyükbabaların güçlü fikirleri olabilir.
Aile büyüklerinin deneyimlerinden yararlanmak değerli olabilir. Bununla birlikte çocuğun bakımına ve yetiştirilmesine ilişkin temel kararların ebeveynler tarafından birlikte alınması önemlidir.
Evliliğinizi ilgilendiren önemli bir kararı ailelerle paylaşmadan önce kendi aranızda değerlendirmeye çalışın.
Her tartışmanın veya anlaşmazlığın ailelere aktarılması gerekmez. Hangi konuların çift arasında kalacağını birlikte belirleyebilirsiniz.
Mümkün olduğunda kişinin kendi ailesiyle ilgili sınırı kendisinin ifade etmesi, eş ile aile arasında doğrudan çatışma oluşmasını azaltabilir.
Net bir sınır koymak anne-babayla görüşmemek veya onlardan uzaklaşmak anlamına gelmez.
“Eşim istemiyor” yerine “Biz böyle karar verdik” diyebilmek, çiftin aldığı kararın ortak olduğunu göstermeye yardımcı olabilir.
Ailelerin müdahalesi nedeniyle aynı tartışmaların sürekli tekrarlanması, eşlerden birinin kendisini evlilikte ikinci planda hissetmesi veya ailelerin eşler arasındaki sorunlara sürekli dahil olması durumunda profesyonel destek düşünülebilir.
Özellikle sorun boşanma düşüncesine kadar ilerlemişse, boşanma sürecinde aile danışmanlığı kapsamında ilişkinin mevcut durumu ve eşlerin ihtiyaçları daha yapılandırılmış biçimde ele alınabilir.
Evlilikten sonra kişinin anne-babası ve ailesi hayatındaki önemini kaybetmek zorunda değildir. Aynı şekilde eşlerden birinin diğerinden ailesiyle ilişkisini tamamen azaltmasını beklemek de çoğu zaman gerçekçi değildir.
Önemli olan çiftin her iki tarafın da kabul edebileceği bir denge oluşturabilmesidir.
Sağlıklı bir sınırın temelinde şu yaklaşım vardır: “Ailelerimiz bizim için önemli; ancak evliliğimizle ilgili temel kararları birlikte veriyoruz.”
Eşinizin ailesine sınır koyamaması ilişkinizde sürekli çatışmaya neden oluyorsa konuyu yalnızca aile üyelerinin davranışları üzerinden değil; eşinizle aranızdaki sınır, bağlılık, iletişim ve ortak karar verme biçimi üzerinden değerlendirmek daha yararlı olabilir.
Bir Aile Psikoloji bünyesinde çift ve aile ilişkilerinde yaşanan sınır, iletişim ve tekrar eden çatışma konuları aile danışmanlığı çerçevesinde ele alınmaktadır.