
“Anne, bugün okula gitmesem olur mu?”
“Okula gitmek istemiyorum.”
“Karnım ağrıyor.”
Okulların açılması, yeni bir sınıfa veya okula başlama ve tatil sonrası dönüş dönemlerinde bazı çocuklar okula gitmek istemeyebilir. Ancak bu durum sürekli hale geliyor, okul sabahlarında yoğun kaygı, ağlama veya fiziksel yakınmalar görülüyorsa çocuğun yaşadığı güçlüğün nedenini anlamak önemlidir.
Okul korkusu, okul kaygısı ve okul reddi olarak ifade edilen davranışların arkasında ayrılma güçlüğü, arkadaşlık sorunları, akran zorbalığı, akademik zorlanma veya okulda yaşanan başka sorunlar bulunabilir.
Okula uyum, okul korkusu, ayrılık kaygısı veya okulda yaşanan güçlüklerin nedenlerini değerlendirmek için çocuk ve aileyle birlikte süreç ele alınabilir.
Bir çocuk “Okula gitmek istemiyorum” dediğinde bunun tek bir nedeni olmayabilir. Çocuğun yaşı, gelişim dönemi, aile ilişkileri, okul deneyimleri, arkadaş ilişkileri ve akademik süreç birlikte değerlendirilmelidir.
Okula gitmek istememenin arkasında ayrılık kaygısı, okulda başarısız olma korkusu, akran ilişkileri, zorbalık, öğretmenle yaşanan güçlükler veya çeşitli kaygılar bulunabilir.
Özellikle okula yeni başlayan küçük çocuklarda evden ve ebeveynden ayrılmak zorlayıcı olabilir.
Çocuk;
gibi sorular sorabilir.
Okula gitmek istememenin yanında ebeveyni ev içinde sürekli takip etme, yalnız kalmak istememe veya uyku konusunda zorlanma da görülebilir. Bu durumda yalnızca okul davranışına değil, çocuğun ebeveynden ayrılma konusunda yaşadığı güçlüğe de bakmak gerekir.
Çocuk okulu düşündüğünde yoğun kaygı yaşayabilir. Ancak bu kaygının nedenini her zaman açık biçimde ifade edemeyebilir.
Örneğin çocuk yalnızca:
“Bilmiyorum, sadece gitmek istemiyorum.”
diyebilir.
Bu nedenle sürekli “Neden gitmek istemiyorsun?” diye sormak her zaman yeterli olmayabilir. Okul sabahında neler yaşadığı, okuldan döndüğündeki ruh hali, hangi günlerde daha fazla zorlandığı ve okulda kendisini hangi durumlarda güvende ya da kaygılı hissettiği birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğunuz daha önce okula severek giderken aniden gitmek istememeye başladıysa okulda yaşanan sosyal ilişkiler özellikle araştırılmalıdır.
Çocuk;
olabilir.
Çocuğunuza doğrudan sorgulayıcı sorular yöneltmek yerine şu tür açık uçlu sorular sorabilirsiniz:
Çocuk bazen okulun kendisinden değil, okulda başarısız olma ihtimalinden kaçınıyor olabilir.
Okuma-yazma öğrenirken zorlanma, matematikte güçlük, sınıfın gerisinde kaldığını düşünme veya öğretmenin kendisine soru sormasından korkma okula karşı isteksizliği artırabilir.
Özellikle;
gibi ifadeler kullanıyorsa akademik alanın da değerlendirilmesi önemlidir.
Dikkati sürdürme, dürtüsellik veya ders performansıyla ilgili belirgin güçlükler de bulunuyorsa gerekli durumlarda uzman değerlendirmesi kapsamında MOXO Dikkat Testi gibi değerlendirme araçları hakkında bilgi alınabilir.
Çocuğunuz düzenli olarak okula gitmek istemiyor, okul sabahlarında yoğun kaygı yaşıyor, ağlıyor veya fiziksel yakınmalar gösteriyorsa yaşanan durumun nedenlerini değerlendirmek yararlı olabilir.
Bazen çocuk okulun tamamından değil, öğretmeniyle yaşadığı belirli bir durumdan kaçınmaya çalışıyor olabilir.
Öğretmenin kendisine kızacağından, sınıfta söz hakkı verileceğinden, tahtaya kaldırılacağından veya hata yaptığında arkadaşlarının önünde utanacağından korkabilir.
Çocuğun anlatımını küçümsemeden dinlemek ve gerektiğinde öğretmenle görüşmek önemlidir.
Yeni bir okul çocuk açısından;
anlamına gelebilir.
Bu nedenle özellikle 1. sınıfa başlayan çocuklarda okula uyum süreci zaman alabilir.
Okul öncesi dönemde çocuğun gelişimsel olarak okula hazır olup olmadığı konusunda soru işaretleri bulunuyorsa okula hazırlık değerlendirmesi ve gerekli görülen durumlarda Metropolitan Okul Olgunluğu Testi gibi değerlendirmeler hakkında uzmanlardan bilgi alınabilir.
Uzun yaz tatili, ara tatil, hastalık veya uzun süre evde kalmanın ardından bazı çocuklar okula dönmekte zorlanabilir.
Özellikle yaz tatilinin son günlerinde uyku, yemek ve sabah kalkma düzeninin okul dönemine yaklaştırılması çocuğun günlük rutine yeniden uyum sağlamasına yardımcı olabilir.
Günlük kullanımda “okul korkusu” veya “okul fobisi” olarak ifade edilen durum, çocuğun okula gitmeye karşı yoğun korku veya kaygı göstermesiyle ilişkilidir.
Okul reddi tek başına psikiyatrik bir tanı değildir.
Kaygı, ayrılık güçlüğü, sosyal kaygılar, travmatik yaşantılar veya okulda yaşanan başka sorunlarla birlikte görülebilen bir davranış örüntüsü olabilir. Bu nedenle çocuğa doğrudan “okul fobisi var” etiketi koymak yerine davranışın altında bulunan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Özellikle okul sabahlarında;
görülebilir.
Fiziksel yakınmaların özellikle okula gitme zamanı yaklaşırken ortaya çıkması ve çocuk evde kaldığında azalması okul reddiyle birlikte görülebilir.
Ancak fiziksel belirtileri görür görmez “psikolojik, hiçbir şeyi yok” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Yeni başlayan veya tekrarlayan fiziksel yakınmalarda tıbbi nedenlerin değerlendirilmesi gerekebilir.
Çocuğun karnının gerçekten ağrıyor olması ile kaygı yaşaması birbirini dışlayan durumlar değildir. Kaygı çocuklarda gerçek fiziksel belirtilerle birlikte görülebilir.
Bu nedenle “Numara yapıyorsun” veya “Hiçbir şeyin yok” demek yerine çocuğun yakınmalarını ciddiye almak önemlidir.
Önce nedenini anlamaya çalışın.
Çocuğunuza şu soruları sorabilirsiniz:
Duygusunu kabul edin ancak kaçınmayı istemeden güçlendirmemeye çalışın.
“Korkacak hiçbir şey yok” demek yerine:
“Okula giderken zorlandığını görüyorum. Seni neyin zorladığını birlikte anlamaya çalışacağız.”
şeklinde yaklaşabilirsiniz.
Çocuğun kaygısını anlamak ile her kaygı yaşadığında okula gitmemesine izin vermek aynı şey değildir.
Öğretmeninden şu konularda bilgi isteyebilirsiniz:
Okul başlamadan önce;
çocuğun belirsizlikle başa çıkmasına yardımcı olabilir.
Çocuğun okulun ilk günlerinde ağlaması otomatik olarak okula hazır olmadığı anlamına gelmez. Yeni ortama ve ebeveynden ayrılmaya alışmak bazı çocuklar için zaman alabilir.
Kısa, sakin ve öngörülebilir bir vedalaşma rutini oluşturmak yararlı olabilir.
Burada “zorlamak” ile okula devam konusunda tutarlı olmak birbirinden ayrılmalıdır.
Çocuğu korkutmak, tehdit etmek, aşağılamak veya fiziksel güç kullanmak uygun değildir. Bununla birlikte her kaygı yaşadığında çocuğun evde kalmasına izin vermek de kaçınma davranışının sürmesine katkıda bulunabilir.
Çocuğun gerçek bir hastalığı varsa sağlık durumuna göre hareket edilmelidir.
Ancak tıbbi bir neden bulunmadığı halde kaygı nedeniyle sürekli evde kalmak, bazı çocuklarda okula dönüşü daha da zorlaştırabilir.
Kaygı → okula gitmeme → kısa süreli rahatlama
şeklindeki döngü tekrarlandığında kaçınma davranışı güçlenebilir ve bir sonraki okul günü çocuk için daha zor hale gelebilir.
Çocuğun yaşadığı güçlüğün kaynağını anlamak, aile ve okuldan alınan bilgilerle süreci birlikte değerlendirmek açısından önemlidir.
Her çocuk için belirli bir süre vermek mümkün değildir. Yeni okula veya sınıfa uyum süreciyle başlayan güçlük bazı çocuklarda kısa sürede azalırken bazı çocuklarda daha uzun sürebilir.
Özellikle;
daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.
Çocuğun okula gitmek istememesinin altında ne bulunduğunu anlamak bazen aile için kolay olmayabilir.
Çocuğun gelişim düzeyi, aile ilişkileri, okul deneyimi, arkadaş ilişkileri, kaygıları ve davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Okula gitmeme davranışı kalıcı hale geliyor, devamsızlık artıyor veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Çocukluk döneminde yaşanan duygusal ve davranışsal güçlüklerle ilgili daha ayrıntılı bilgi için İstanbul Çocuk Psikoloğu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Okula gitmek istemeyen bir çocukta yalnızca çocuğa odaklanmak her zaman yeterli olmayabilir.
Öğretmenin gözlemleri, ebeveynlerin evde gördükleri ve çocuğun anlattıkları birlikte değerlendirildiğinde yaşanan güçlüğün hangi durumlarda ortaya çıktığı daha iyi anlaşılabilir.
Gerekli durumlarda çocuk + aile + öğretmen/okul + ilgili uzman arasında iş birliği kurulması daha bütüncül bir değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Çocuğunuz okula gitmek istemiyor, okul sabahlarında yoğun kaygı yaşıyor, ağlıyor veya okula uyum sağlamakta zorlanıyorsa öncelikle bu davranışın altında yatan nedenin anlaşılması önemlidir.
Bir Aile Psikoloji'de çocuk ve aileyle yapılan görüşmeler kapsamında çocuğun yaşadığı güçlükler, aileden alınan bilgiler ve gerekli durumlarda okul süreci birlikte değerlendirilebilir.
Çocuk ve ergen alanındaki çalışmalarımız hakkında ayrıntılı bilgi için İstanbul Çocuk Psikoloğu sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Okula uyum güçlüğünün nedenine göre farklı alanların değerlendirilmesi gerekebilir:
Okula gitmek istememe, okul korkusu, okul kaygısı, ayrılık güçlüğü veya okulda yaşanan sorunlarla ilgili bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Öncelikle çocuğun neden okula gitmek istemediğini anlamaya çalışın. Ayrılık güçlüğü, akademik zorlanma, akran sorunları, zorbalık veya farklı kaygılar bulunabilir. Sorun devam ediyorsa öğretmeniyle görüşmek ve gerektiğinde profesyonel değerlendirme almak yararlı olabilir.
Çocuğun duygusunu küçümsemeden dinlemek ancak okula gitmeme davranışını da istemeden güçlendirmemek önemlidir. Çocuğun hangi durumlarda daha fazla zorlandığını anlamaya çalışabilirsiniz.
Gerçek bir hastalık bulunmadığı durumda kaygı nedeniyle uzun süre okuldan uzak kalmak bazı çocuklarda okula dönüşü zorlaştırabilir. Çocuğun yaşadığı güçlüğün nedeni değerlendirilerek uygun yaklaşım belirlenmelidir.
Kaygı çocuklarda karın ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı gibi fiziksel belirtilerle birlikte görülebilir. Bununla birlikte tekrarlayan fiziksel yakınmaların tıbbi nedenleri de değerlendirilmelidir.
Yeni ortama ve ebeveynden ayrılmaya alışma sürecinde bazı çocuklarda ağlama görülebilir. Ancak yoğun korku uzun süre devam ediyor ve çocuğun okula katılımını engelliyorsa durumun değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Hayır. Okula gitmek istememenin nedenlerinden biri ayrılma güçlüğü olabilir ancak her okul reddi bununla açıklanamaz. Arkadaşlık sorunları, zorbalık, akademik güçlükler veya farklı kaygılar da rol oynayabilir.
Sorun sürekli hale geliyor, devamsızlık artıyor, yoğun ağlama veya fiziksel yakınmalar yaşanıyor ya da çocuğun günlük işlevselliği belirgin biçimde etkileniyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.