
İlişkinizde uzun süredir devam eden sorunlar varsa ve siz profesyonel destek almanın yararlı olabileceğini düşünüyorsanız, eşinizin çift veya aile danışmanlığına katılmak istememesi sizi çaresiz bırakabilir.
“Ben ilişkimizi düzeltmeye çalışıyorum ama eşim hiçbir şey yapmak istemiyor” veya “Sorunlarımız olduğunu bile kabul etmiyor” gibi düşünceler bu süreçte sık yaşanabilir.
Ancak eşlerden birinin başlangıçta görüşmeye sıcak bakmaması, ilişkiyle ilgili hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmez. İlk olarak eşinizin neden gelmek istemediğini anlamaya çalışmak önemlidir.
Sürecin nasıl ele alınabileceği ve ilk görüşmenin nasıl planlanabileceği hakkında bilgi alabilirsiniz.
Terapi veya danışmanlık fikrini reddetmenin arkasında her zaman “ilişkiyi önemsememek” bulunmaz. Kişinin sürece ilişkin kaygıları, beklentileri veya ilişkiyi nasıl değerlendirdiği farklı olabilir.
Eşiniz örneğin şöyle düşünüyor olabilir:
Bu ifadelerin hepsi aynı anlama gelmez. Bu nedenle eşinizi hemen ikna etmeye çalışmak yerine görüşmeye neden katılmak istemediğini anlamaya çalışmak daha yararlı olabilir.
Burada “ikna etmek” kelimesini dikkatli kullanmak gerekir. Çift danışmanlığında kişinin görüşmeye baskı veya zorlamayla katılması sağlıklı bir başlangıç oluşturmayabilir.
“Terapiye gelmezsen boşanırım”, “Beni seviyorsan geleceksin” veya “Bütün sorunlarımız senin yüzünden” gibi ifadeler konuşmayı daha çatışmalı hale getirebilir.
Bunun yerine kendi deneyiminizi ve ilişkinizle ilgili ihtiyacınızı anlatabilirsiniz.
Buradaki temel fark, “Sen problemlisin ve düzelmen gerekiyor” mesajı yerine “İlişkimizde birlikte anlamaya çalışmamız gereken bir sorun var” mesajının verilmesidir.
Önemli: Çift danışmanlığının amacı bir tarafın haklı, diğer tarafın haksız olduğunu belirlemek değildir. İki kişi arasındaki ilişki ve tekrar eden etkileşim biçimleri birlikte değerlendirilebilir.
İki eşin ilişkideki problemi aynı düzeyde algılaması gerekmez. Bir kişi ilişkiyi ciddi biçimde problemli görürken diğeri “Bütün evliliklerde bunlar oluyor” veya “Sen çok büyütüyorsun” diye düşünebilir.
Burada eşinizin sizinle tamamen aynı fikirde olması gerekmese de yaşadığınız sıkıntının sizin açınızdan önemli olduğunu anlayabilmesi değerlidir.
Problemin varlığını kanıtlamaya çalışmak yerine yaşanan durumun sizi nasıl etkilediğini anlatmak konuşmanın daha yapıcı ilerlemesine yardımcı olabilir.
İlişki sorunlarında yalnızca “hangimiz problemliyiz?” sorusuna odaklanmak çoğu zaman çiftin tekrar eden ilişki döngüsünü gözden kaçırmasına neden olabilir.
Örneğin eşlerden biri eleştirdikçe diğeri uzaklaşıyor; diğeri uzaklaştıkça ilk eş daha fazla konuşmaya veya hesap sormaya çalışıyor olabilir.
Eleştiri → savunma → uzaklaşma → daha fazla eleştiri gibi bir döngü zaman içerisinde iki tarafın da kendisini anlaşılmamış hissetmesine yol açabilir.
Çift danışmanlığında yalnızca tek tek kişilere değil, iki kişi arasında oluşan ilişki örüntüsüne de bakılabilir.
Tekrar eden iletişim ve ilişki döngüleri çift danışmanlığı görüşmelerinde değerlendirilebilir.
Bazı kişiler için “terapiye başlamak” uzun ve belirsiz bir süreci çağrıştırabilir. Bu nedenle eşinizden uzun bir sürece başlamasını istemek yerine yalnızca ilk değerlendirme görüşmesine katılmasını önerebilirsiniz.
Bu yaklaşım bazı kişiler açısından daha yönetilebilir görünebilir. Bununla birlikte eşiniz açık biçimde görüşmeye katılmak istemediğini söylüyorsa zorlamak uygun değildir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Tek kişinin katıldığı görüşme, iki kişinin katıldığı çift danışmanlığıyla aynı şey değildir.
Eşiniz katılmıyorsa kendi yaşadığınız duygusal güçlükler, ilişki içerisindeki sınırlarınız, iletişim biçiminiz ve vereceğiniz kararlarla ilgili bireysel destek alabilirsiniz.
Örneğin “Bu evlilikte ne yapacağımı bilmiyorum”, “Eşimi değiştirmeye çalışmaktan yoruldum” veya “Onun davranışlarına nasıl tepki vereceğimi bilmiyorum” gibi konular kendi görüşmenizde ele alınabilir.
Ancak bireysel görüşmenin, eşiniz adına yürütülen bir çift danışmanlığı olmadığını ayırmak önemlidir.
Eşlerden biri “Evliliğimizi sürdürmek istiyorum” derken diğerinin “Benim için ilişki bitti” demesi halinde iki kişinin ilişkiye ve danışmanlığa ilişkin hedefleri aynı değildir.
Böyle bir durumda görüşmenin amacı yalnızca “evliliği kurtarmak” şeklinde tanımlanmamalıdır. İlişkinin mevcut durumunu anlamak, iki tarafın beklentilerini konuşmak, varsa kararsızlıkları değerlendirmek ve bundan sonraki süreci ele almak da görüşmenin konusu olabilir.
Çift danışmanlığının amacı her koşulda evliliğin devam etmesini sağlamak değildir. Tarafların ilişkiyi ve seçeneklerini daha açık biçimde değerlendirmelerine yardımcı olmak da sürecin bir parçası olabilir.
Bu konu sizin durumunuza daha yakınsa Eşim Boşanmak İstiyor, Ne Yapabilirim? içeriğimizi de inceleyebilirsiniz.
“Artık seni sevmiyorum”, “Duygularım bitti” veya “Evliliğimiz benim için sona erdi” gibi ifadeler diğer eş açısından oldukça zorlayıcı olabilir.
Ancak bu ifadelerin anlamı her ilişkide aynı değildir. Bazen uzun süredir devam eden kırgınlıkların ve çatışmaların ardından söylenebilir; bazen duygusal uzaklaşmayı ifade edebilir; bazen de kişi ilişkiyi sonlandırma kararı vermiş olabilir.
Bu nedenle ne “Terapiye gidersek kesin düzelir” ne de “Her şey kesinlikle bitti” sonucuna otomatik olarak varmak doğru olur. Öncelikle iki tarafın ilişkiye ilişkin mevcut konumunun anlaşılması gerekir.
İki kişinin de sürece açık olması önemli bir avantajdır. Ancak başlangıç motivasyonlarının tamamen aynı olması gerekmez.
Bir eş oldukça istekliyken diğeri yalnızca “Bir kere deneyelim” düşüncesiyle görüşmeye katılabilir. Bu da başlangıçta değerlendirilebilecek bir noktadır.
Bununla birlikte kişinin açık biçimde görüşmeye katılmak istemediği durumda onu zorlamak uygun değildir.
Konuyu büyük bir tartışmanın hemen ardından açmak yerine ikinizin de daha sakin olduğu bir zamanı tercih etmek daha uygun olabilir.
Örneğin “Senin yüzünden terapiye ihtiyacımız var” demek yerine “Son dönemde birbirimizi anlamakta zorlandığımızı hissediyorum ve bunu birlikte değerlendirmek istiyorum” şeklinde ifade edebilirsiniz.
Eşinizin kararını doğrudan kontrol edemeyebilirsiniz. Ancak kendi davranışlarınızı, sınırlarınızı ve ilişki içerisinde verdiğiniz tepkileri değerlendirebilirsiniz.
Şu sorular üzerinde düşünmek yararlı olabilir:
Bu sorular yalnızca eşinizi değiştirmeye odaklanmak yerine ilişki içerisindeki kendi konumunuzu daha net değerlendirmenize yardımcı olabilir.
Eşinizle sürekli aynı sorunları yaşıyor, iletişim kurmakta zorlanıyor veya ilişkinizin geleceği konusunda kararsızlık yaşıyorsanız çift ve aile danışmanlığı seçeneğini değerlendirebilirsiniz.
Bir Aile Psikoloji'de görüşmeler Bakırköy–İncirli ve Bayrampaşa merkezlerimizde yüz yüze; uygun durumlarda online çift görüşmesi olarak da planlanabilir.
Sürecin nasıl ilerlediği ve hangi konuların ele alınabileceği hakkında ayrıntılı bilgi için Çift Terapisi İstanbul sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Öncelikle neden istemediğini anlamaya çalışabilirsiniz. Baskı yapmak yerine yaşadığınız sorunun sizi nasıl etkilediğini ve neden destek almak istediğinizi kendi duygu ve ihtiyaçlarınız üzerinden anlatabilirsiniz.
Kişinin açıkça katılmak istemediği bir görüşmeye zorlanması uygun değildir. Bunun yerine ilk değerlendirme görüşmesine birlikte katılmayı önerebilirsiniz.
Kendi yaşadığınız güçlükler için bireysel destek alabilirsiniz. Ancak tek kişinin katıldığı bireysel görüşme ile çift danışmanlığı aynı süreç değildir.
Tarafların ilişkiye ilişkin beklentilerinin farklı olması görüşmeye mutlak bir engel değildir. Böyle bir durumda amaç yalnızca evliliğin sürdürülmesi değil, iki tarafın mevcut konumunu ve ilişkinin geleceğini değerlendirmek olabilir.
Problemin varlığını kanıtlamaya çalışmak yerine yaşanan durumun sizi nasıl etkilediğini ve ilişkide neye ihtiyaç duyduğunuzu ifade etmek daha yapıcı olabilir.
Çift terapisi veya çift danışmanlığı evliliğin devam edeceğini garanti etmez. Süreç, çiftin yaşadığı sorunları ve ilişki örüntülerini değerlendirmesine ve ilişkisi hakkında daha bilinçli kararlar vermesine yardımcı olabilir.
Eşinizin görüşmeye katılmak istemediği durumlarda sürecin nasıl değerlendirilebileceği hakkında merkezimizden bilgi alabilirsiniz.