
Evlilikte zaman zaman “Biz neden aynı olaya bu kadar farklı tepki veriyoruz?” sorusu gündeme gelebilir. Bunun nedenlerinden biri, eşlerin farklı ailelerde ve farklı ilişki ortamlarında yetişmiş olmasıdır.
Çocukluk ve ergenlik döneminde gözlemlediğimiz iletişim, çatışma, yakınlık ve sorumluluk biçimleri yetişkinlikte ilişkilerimize taşıdığımız beklentiler üzerinde etkili olabilir. Ancak geçmiş deneyimler kişinin evliliğinin nasıl olacağını tek başına belirlemez.
Çift ilişkisinde yaşanan iletişim ve çatışma sorunlarına yönelik çalışma alanlarımız için Çift Terapisi İstanbul sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Farklı beklentiler, iletişim biçimleri ve ailelerden getirilen alışkanlıklar çift ilişkisinde tekrar eden çatışmalara dönüşebilir. Çift danışmanlığı hakkında bilgi alabilirsiniz.
İçinde büyüdüğümüz aile, yakın ilişkiler hakkındaki ilk deneyimlerimizin oluştuğu ortamlardan biridir. Sevginin nasıl gösterildiği, sorunların nasıl konuşulduğu, öfkenin nasıl ifade edildiği veya aile üyelerinin birbirlerinden ne beklediği kişiden kişiye değişebilir.
Araştırmalar, aile kökenindeki bazı etkileşim örüntüleri ile yetişkinlikteki romantik ilişki davranışları arasında bağlantılar bulunabildiğini göstermektedir. Bununla birlikte bu ilişki kader olarak görülmemelidir. Yetişkinlikte kurulan ilişkiler ve yeni deneyimler de kişinin ilişki biçimini etkileyebilir.
Önemli: Farklı ailelerde yetişmiş olmak başlı başına bir evlilik sorunu değildir. Asıl önemli olan, eşlerin farklılıklarını fark edebilmesi, bunları konuşabilmesi ve kendi ilişkilerine uygun ortak bir düzen oluşturabilmesidir.
Bazı ailelerde duygular ve sorunlar açık biçimde konuşulurken bazı ailelerde zor konuların konuşulmaması tercih edilebilir.
Bu iki ortamda yetişen kişiler evlendiğinde aynı tartışmaya oldukça farklı tepkiler verebilir. Eşlerden biri sorunu hemen konuşmak isterken diğeri sakinleşmek için uzaklaşmayı tercih edebilir.
Burada taraflardan birinin mutlaka doğru, diğerinin yanlış olması gerekmez. Çiftin birbirinin iletişim biçimini anlaması ve her ikisinin de kullanabileceği yeni bir iletişim yolu geliştirmesi önemlidir.
İnsanlar evlilikle ilgili birçok beklentiyi farkında olmadan kendi ailelerinden getirebilir.
Ev işlerinin nasıl paylaşılacağı, paranın nasıl yönetileceği, çocuklarla kimin daha fazla ilgileneceği, eşlerin aileleriyle ne sıklıkla görüşüleceği veya önemli kararları kimin vereceği konusunda farklı beklentiler bulunabilir.
Bu beklentiler evlilik öncesinde veya ilişkinin ilk dönemlerinde açıkça konuşulmadığında zaman içerisinde çatışma konusu haline gelebilir.
Çocukken yetişkinlerin anlaşmazlıkları nasıl yönettiğini gözlemlemek, kişinin çatışma hakkındaki düşüncelerini etkileyebilir.
Bazı kişiler için tartışmak ilişkinin doğal bir parçasıyken, bazıları tartışmayı ilişkinin tehlikede olduğunun işareti olarak algılayabilir. Bazıları sorunları hemen çözmeye çalışırken bazıları çatışmadan uzaklaşmayı tercih edebilir.
Uzunlamasına araştırmalarda, ergenlik döneminde aile içerisinde gözlenen bazı çatışma ve iletişim örüntülerinin yıllar sonraki evlilik etkileşimleriyle ilişkili olabildiği gösterilmiştir.
Her aile sevgiyi ve ilgiyi aynı biçimde göstermez. Bir ailede sarılmak, duyguları konuşmak ve takdir ifade etmek yaygınken başka bir ailede sevgi daha çok sorumluluk almak veya ihtiyaçları karşılamak üzerinden gösterilebilir.
Evlilikte eşler sevgiyi farklı biçimlerde ifade ettiğinde “Beni önemsemiyor” veya “Yaptıklarımı görmüyor” gibi yorumlar ortaya çıkabilir. Oysa sorun bazen sevginin yokluğu değil, sevginin farklı biçimlerde ifade edilmesi olabilir.
Yakın ilişkilerde güven, destek arama, yakınlık kurma ve uzaklaşma davranışları geçmiş ilişki deneyimlerinden etkilenebilir.
Araştırmalar aile kökenindeki etkileşimlerin yetişkinlikte romantik bağlanma güvenliğiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte yetişkin romantik ilişkilerindeki olumlu deneyimler de zaman içerisinde bağlanma güvenliğiyle ilişkili olabilir.
Dolayısıyla bağlanma biçimlerini değişmez kişilik özellikleri olarak değerlendirmek yerine, ilişki deneyimleriyle birlikte ele almak daha doğru olur.
Eşlerin kendi ailelerinden getirdiği beklentilerin fark edilmesi, çiftin kendi evlilik düzenini oluşturmasına yardımcı olabilir.
Eşlerin yetiştiği ailelerde yakınlık ve sınırlar konusunda farklı alışkanlıklar bulunabilir.
Bir kişi anne ve babasıyla hemen her gün görüşmeyi doğal kabul ederken diğeri evlendikten sonra çiftin daha bağımsız hareket etmesi gerektiğini düşünebilir.
Bayramların nerede geçirileceği, ailelerin eve ne sıklıkta geleceği, özel konuların ailelerle paylaşılıp paylaşılmayacağı veya ebeveynlerin çiftin kararlarına ne ölçüde dahil olacağı zaman zaman anlaşmazlık yaratabilir.
Buradaki amaç ailelerden uzaklaşmak değil, çiftin kendi ilişkisine uygun sınırları birlikte belirleyebilmesidir.
Para yalnızca ekonomik bir konu değildir. Kişinin yetiştiği ailede para; güvenlik, özgürlük, başarı veya kaygıyla ilişkilendirilmiş olabilir.
Bir eş tasarruf etmeyi güvenli hissetmenin yolu olarak görürken diğer eş yaşamdan keyif almak için harcama yapmayı daha önemli bulabilir. Bu farklılıklar konuşulmadığında çiftin tartışmaları yalnızca para üzerinden görünse de altında farklı değerler ve ihtiyaçlar bulunabilir.
Çocuk sahibi olduktan sonra eşlerin kendi çocukluk deneyimleri daha görünür hale gelebilir.
Disiplin, sınır koyma, okul, uyku düzeni, sorumluluk verme veya çocuklara ne kadar özgürlük tanınacağı konusunda eşlerin görüşleri birbirinden farklı olabilir.
“Ben böyle büyüdüm ve sorun olmadı” düşüncesi zaman zaman eşlerin kendi deneyimlerini tek doğru yöntem olarak görmesine neden olabilir. Bunun yerine çiftin çocuklarının ihtiyaçlarını ve kendi ortak ebeveynlik yaklaşımını değerlendirmesi daha işlevsel olabilir.
Eşler farklı şehirlerde, bölgelerde, ülkelerde veya farklı sosyal çevrelerde yetişmiş olabilir. Aile ilişkileri, gelenekler, misafirlik, özel günler, yaşam tarzı ve toplumsal roller konusunda farklı alışkanlıklar bulunabilir.
Kültürel farklılıkların varlığı tek başına ilişki problemi değildir. Sorun daha çok taraflardan birinin kendi alışkanlıklarını tek doğru olarak kabul etmesi ve diğerinin deneyimini değersizleştirmesi durumunda ortaya çıkabilir.
Hayır. İki kişinin farklı ailelerde yetişmesi zaten beklenen bir durumdur. Hatta farklı deneyimler çiftin birbirinden yeni şeyler öğrenmesine de olanak sağlayabilir.
Önemli olan eşlerin “Benim ailemde doğrusu buydu” yaklaşımından uzaklaşıp “Biz kendi ilişkimizde nasıl bir düzen kurmak istiyoruz?” sorusunu birlikte konuşabilmesidir.
Bu yaklaşım çiftin yalnızca ailelerinden öğrendiklerini tekrar etmesi yerine kendi ilişkisine özgü bir “biz” oluşturmasına yardımcı olabilir.
Bu konuyla bağlantılı olarak Evlilikte “Biz” Duygusu içeriğimizi de inceleyebilirsiniz.
Farklılıklar sürekli aynı tartışmaların yaşanmasına, eşlerin birbirini anlamakta zorlanmasına veya duygusal olarak uzaklaşmasına neden oluyorsa çift danışmanlığı değerlendirilebilir.
Çift görüşmelerinde amaç hangi ailenin veya hangi eşin daha doğru olduğunu belirlemek değildir. Tarafların ilişkiye getirdiği beklentileri ve tekrar eden etkileşim biçimlerini fark etmeleri üzerinde çalışılabilir.
Hangi durumlarda destek alınabileceği hakkında daha ayrıntılı bilgi için Çift Terapisine Ne Zaman Gidilmeli? yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bir Aile Psikoloji'de çift ve ailelere yönelik görüşmeler Bakırköy–İncirli ve Bayrampaşa merkezlerimizde gerçekleştirilmektedir.
İletişim sorunları, farklı beklentiler, ailelerle ilişkiler, tekrarlayan çatışmalar ve duygusal uzaklaşma gibi konulardaki çalışma alanlarımız hakkında bilgi için Çift Terapisi İstanbul sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bakırköy–İncirli ve Bayrampaşa merkezlerimizde yüz yüze görüşme seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.